1 Şubat 2012 Çarşamba

"En tepedeydi artık.  Kilisenin içinde sığınır gibi durdu,  oracıkta kocaman bir taş ilişti  gözüne, gitti oturdu. İşte şimdi sabahın bu erken saatinde ada yavaş yavaş uyanıyorken bu muhteşem  manzara tümüyle ona aitti. Çatısı ise berrak gökyüzü. Bağ bahçe arasındaki eski Rum evlerinin, üzerindeki kuş pisliklerinin bile usta bir ressamın fırça darbelerinden çıkmış izlenimini verdiği, uzaktan birer işçilik şaheseri gibi görünen eski Rum kiremitlerini kuş bakışı seyre  daldı. Osmanlı kiremitleri, Rum kiremitleri, Marsilya kiremitleri; büyük bir mozaik... Bir kiremit denizindeydi sanki ve farklı dalgalar oluşuyordu bu denizde."

Hiç yorum yok: